Değerli Meslektaşlarım,

Ankara Barosu Başkanlığı dahil, bugüne kadar üstlendiğim tüm görevlerde; güvenilirlik, sorumluluk, azim ve ekip çalışması temel ilkelerim olmuştur.

Bizler, toplum içinde yaşayan bireyleriz. Elbette farklı dünya görüşlerimiz, farklı siyasi düşüncelerimiz var. Ancak hepimizi birleştiren ortak paydamız “hukuk”. Biz, adaleti arayan, gerçeğe değer veren, sorgulayan, haksızlıkları düzeltmeye çalışan, zor durumdakileri, haksızlığa uğrayanları, mazlumları savunan bir mesleğin mensuplarıyız. Ortak dilimiz hukuk, ortak idealimiz hukukun üstünlüğü.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı olarak hizmet edebilme onurunu tarafıma vermeniz halinde, mesleğimizin, barolarımızın ve ülkemizin geleceği için, sizlerle birlikte, Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk üç maddesinde tanımlanmış olan Cumhuriyetin temel niteliklerini kararlılıkla koruyacak, hukukun üstünlüğünü savunacak, her türlü hukuk dışı uygulamaya karşı duracak, mesleğin ve meslektaşın korunması için mücadele edeceğim. 

Söz veriyorum,
Birlikte başaracağız ! 

Her şeyin ölçütü olarak insanı kabul ederim.
İnsani olan hiçbir şeye yabancı değilim.
Üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne inanırım.
Gelecek kuşaklara karşı bir hukukçu ve bilim adamı olarak kendimi sorumlu hissediyorum.
Doğaya göz açan her canlıyı önemserim.
İnsanca bir yaşam ve paylaşım hayalimdir.

Avukat Metin Feyzioğlu


 

AVUKAT METİN FEYZİOĞLU TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI ADAYLIK KONUŞMASI

Sayın Divan Başkanı, Değerli Delegeler;

Türkiye Barolar Birliği'nin bir kısmı rahmetli olmuş kurucularına ve gerek kuruluşta gerek daha sonra Türkiye Barolar Birliği'nde görev almak suretiyle katkıda bulunan tüm üstatlarıma rahmet dileklerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

Bugüne kadar Türkiye Barolar Birliği'nde başkanlık yapmış olan kurucu başkan Av. Prof. Dr. Faruk EREM, Av. Teoman EVREN, Av. Prof. Dr. Eralp ÖZGEN ve Av. Özdemir ÖZOK'u şükran ve rahmetle anıyorum. Önceki başkanlarımızdan Av. Önder SAV ve Av. Atila SAV'a şükranlarımı sunuyor, uzun ömürler diliyorum. Mevcut başkanımız Av. Vedat Ahsen COŞAR’a ve yönetim, denetim ve disiplin kurullarında görev yapmakta olan tüm meslek büyüklerime, emekleri için en içten teşekkürlerimi arz ediyorum.

Bizlere hizmet etme yetkisi verildiği takdirde, bugüne kadar kurumsal şekilde yürütülen bütün hizmetlerin artarak devam edeceğini, daima ve çok daha güçlü bir şekilde barolarımızın ve meslektaşlarımızın yanında olacağımızı bilmenizi isterim.

Yarışan tüm başkan adayları ile yönetim, denetim ve disiplin kurulu üyeliği adaylarına başarılar diliyorum.

Altı aydır yürüttüğüm ve Türkiye’yi il il gezdiğim seçim çalışmasında beni ve çalışma arkadaşlarımı barolarında ağırlayan tüm baro başkanlarına, bürolarına kabul eden, sofralarına buyur eden tüm delegelere ve kıymetli meslektaşlarıma huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Vakit sıkışıklığı sebebiyle gidemediğim az sayıda baroya ve kucaklaşamadığım az sayıda delege meslektaşıma da seçimlerden sonra en kısa süre içinde buluşma ve kucaklaşma sözü veriyorum.

Seçim sürecinde yaşanmış olabilecek tüm kırgınlıkların unutulmasını diliyor, kendi adıma son derece öğretici ve güzel geçen bu sürece dair sadece dostlukları ve kucaklaşmaları hatırlayacağımı bilmenizi istirham ediyorum.

Değerli Meslektaşlarım,

Barolar Birliği başkan adayı olarak huzurunuza çıktım; neden aday olduğumu ve hizmet etme görevinin tarafıma verilmesi halinde gerçekleştireceğimiz projelerimizi il il dolaşarak sizlerle paylaştım. Bu seçim sadece bir başkanlık seçimi değildir. Yönetim, disiplin ve denetim kurulundan oluşan bir kadro seçimidir. Projeleri beraber yürüteceğimiz kadromuzu tanımanıza fırsat verebilmek için aday listemizi erken açıklayarak sizlerin bilgisine sundum. Görev verilmesi halinde beraber çalışmaktan onur duyacağım bu listeyi bu kürsüden sizinle yeniden paylaşmak istiyorum.

(Avukat Metin Feyzioğlu Türkiye Barolar Birliği Aday Listesi İçin Lütfen Tıklayınız)

Sayın Divan Başkanı, Değerli Delegeler;

Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlığı, insan haklarını, özgürlükleri temsil eden bütün değerleri, demokrasi, hukuk devleti ve üniter yapı büyük bir saldırı altındadır. Bu saldırıdan en ağır şekilde etkilenen meslek, çağlar boyunca hak ve özgürlük mücadelesinin öncü kuvveti olan avukatlıktır.

Adil yargılanma hakkına aykırı uygulamalar, her gün artarak devam etmektedir. Adalet mülkün temeli ise, mülk temelsiz kalmak üzeredir.

Savunma hakkı artık yalnızca siyasi davalarda değil, bütün davalarda sıklıkla askıya alınmakta; avukat, yargının kurucu unsuru olmasına rağmen, sistemin içindeki bir engel olarak görülmektedir.

Avukatlar, müvekkillerinin haklarını savunur. Bir avukat, görevini yaparken kendini savunmak zorunda bırakılırsa, bu hukuksuzluğun geldiği son noktadır. İşte bugün Türkiye’de geldiğimiz nokta budur. Bunun adı ileri faşizmdir.

İstenildiği takdirde rahatlıkla kendisine ulaşılabilecek kişilerin, her gün Mahkemeler önünde savunma yapan avukatların ve avukatlar tarafından kurulmuş derneklerin, somut suç isnadı olmaksızın bir azılı suçlu gibi gözaltına alındığı, işkence gördüğü, hukuk dışı uygulamalara maruz bırakıldığı günlerden geçiyoruz. Bu uygulama ile hukuk devleti insan onuruna müdahalenin aracı haline getirilmek istenmektedir.

Avukatlar görevlerini yaparken kimi zaman bireysel şiddetin kurbanı olurken kimi zaman da hak ihlali oluşturan eylemlerin muhatabı olmaktadır.
Nereden gelirse gelsin avukata ve avukatın üzerinden topluma yönelik her tür saldırıya sonuna kadar karşı duracağımızı herkes bilmelidir.

Tutuklu meslektaşlarımızın siyasi görüşleri, ideolojileri ne olursa olsun, kim olurlarsa olsunlar sadece mesleğini icra ettiği için, savunma hakkını kullandığı ve savunma hakkını savunduğu için haksız müdahaleyle karşılaşan meslektaşlarımızın sonuna kadar yanında olacağız.

Mesleğe ve meslektaşlarımıza karşı saldırıların asıl nedeni olan sessiz duruşa son vereceğiz. Sessizlik, itaat, biat biz avukatların doğasına dolayısıyla Baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin varlık sebebine aykırıdır.

Biz hukuktan yana tarafız,

Biz hiçbir toplumsal olaya duyarsız kalamayız,

Biz haksızlıklar karşısında suskun duramayız,

Biz avukatlar, hukuk devleti, demokrasi mücadelesi, hak ve özgürlüklerin korunması için ant içtik.

Yılmadık, yılmayacağız.

Sayın Divan Başkanı, Değerli Delegeler,

Sendikal özgürlükler kısıtlanmış ve örgütlenme hakkı işçi ve memurların elinden alınmıştır.

Çocuklarımızın, dolayısı ile toplumun geleceğini şekillendirecek 4 + 4 + 4 eğitim kanunu bile alelacele çıkarılmış ve bütün bir eğitim sistemi temelden çökertilmiştir.

Toplum, yargı yoluyla dayatılan baskı ve korkularla suskunlaştırılmıştır. Buna bağlı olarak, iç işlerinde ve dış ilişkilerde Türkiye Cumhuriyeti bütün fren mekanizmaları boşalmış bir şekilde içinden çıkılması zor bir kaosa doğru sürüklenmektedir.

Avukatın sindirilmeye çalışıldığı, ekonomik yönden bağımlı, hukuki yönden güçsüz, fiilen etkisiz kılınmak istendiği, yabancı avukatlık ortaklıklarının serbestçe faaliyet göstermesine izin verilmesine gayret gösterildiği, uslu avukat, uyumlu baro modelinin yaratılmak istendiği, baroların Türkiye Barolar Birliği’nin şubelerine dönüştürülmesinin hedeflendiği bu süreçte hukuk devleti ve demokrasinin barolara ve Türkiye Barolar Birliğine duyduğu ihtiyaç, yadsınamayacak kadar büyüktür.

Türkiye Barolar Birliği, geçmiş dönemlerde, yürüttüğü kararlı mücadelenin sonucunda kazanılmış tüm hak ve özgürlüklerin koruyucusu ve hukuk devleti, hak ve özgürlükler ile demokrasinin savunucusu olmuştur. Hukukun üstünlüğü ilkesi, adli kolluk, hukuk devleti, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı gibi kurum ve kavramlar Türkiye Barolar Birliği’nin yürüttüğü mücadeleler sonucunda hukuk yaşamımıza kazandırılmıştır.

Türkiye Barolar Birliği, buna bağlı olarak, toplumda çok önemli bir yer edinmiş; olanı sorgulayan, olması gerekeni söyleyen, yapıcı, cesur ve idealist tavrı ile her konuda fikrine başvurulan, önemli gelişmeler ve konular karşısında ne diyeceği herkes tarafından merakla beklenilen bir kurum haline gelmiştir.

Baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin “Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırmak” kanuni görevi ve sorumluluğu vardır. “Sessizlik”, “itaat”, “biat” bizim doğamıza aykırıdır. Saygın geçmişi ve onurlu mücadele çizgisi karşısında Türkiye Barolar Birliği’ni temsil edenlerin, mesleği, ülkeyi ve hukukun üstünlüğünü ilgilendiren hiçbir konuda sessiz kalma, “sessizlik erdemden gelir” gibi ifadelerle tepkisizliği meşrulaştırma veya internet sitelerinde yapılan ve tabana ulaşmayan, meşru eylemlerle desteklenmeyen açıklamalarla günü kurtarma hakları yoktur. Türkiye Barolar Birliği, hukuksal, siyasal ve sosyal herhangi bir olaya karşı duyarsız kalamaz.

Avukatlar ve onların örgütleri olan barolar, ülkemizin içinden geçtiği bu süreçte “demokrasi”,“insan hakları ve özgürlükler”, ”hukukun üstünlüğü”, “hukuk devleti”, “yargı bağımsızlığı”, “savunma hakkı ” gibi konularda bir ve beraber olmak durumundadır. Baroların güç ve destek vermediği, birlikte çalışmadığı bir Türkiye Barolar Birliği’nin başarılı olmasına olanak bulunmamaktadır.

Sayın Divan Başkanı, Değerli Delegeler;

Biliyorum ki hepimizin amacı, ülkemizde eksiksiz demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün ve hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla yaşama geçmesidir.

Türkiye Cumhuriyeti, Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan ve hukukun üstünlüğü temelli bir çatı altında örgütlenmiş olan “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir”.

Hukuk devletinin olmazsa olmazı, yürütmenin eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olmasıdır. Yargının “olmazsa olmaz”ı da, mahkemelerin tam anlamı ile “bağımsızlığı ve tarafsızlığı”dır. Bağımsız ve tarafsız yargının olmadığı bir yerde, hukuk devletinden ya da hukukun üstünlüğünden söz etmek mümkün değildir.

Hukukun üstünlüğü derken kastedilen, sadece “yasaların üstünlüğü” veya, “yargıçlar devleti” anlamına gelen “yargıçların üstünlüğü” hiç değildir. Kastedilen, demokrasinin ve insan haklarının evrensel değerleriyle şekillenmiş olan hukuka saygı ve bağlılıktır. Üstünlük, demokratik hukuk devleti çerçevesinde, anayasa ve yasalardadır.

Bugün Türkiye’de, hukuk devletinin tüm kurum, kural ve ilkeleri aşındırılmış haldedir. Anayasal kurumlar arası yıkıcı kavgalar, endişe verici bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.

Demokrasi, rejim ve savunma mesleği açık ve yakın tehlike altındadır.

Türkiye, çalkantılı geçiş dönemlerini geçmişte çok yaşamıştır. Genel ve kalıtımsal bir demokrasi ve hukuk devleti sorunumuzun olduğu da doğrudur. Ancak geleceğe yönelik tehdit, hiç bu kadar vahim boyutlara ulaşmamıştır.

Hem devlet içindeki çeşitli kurumlar hem de kurumlar içindeki gruplar kıran kırana yok edici bir mücadele sürdürmekte; kendilerine muhalif olan veya sorgulayanları ezmek konusunda ise birleşmektedir.

Sayın Divan Başkanı, Değerli Delegeler:

Ülkemizdeki genel tabloyu bu şekilde özetledikten sonra, bazı gerçeklerin altını çizmek istiyorum.

Adalete duyulan güven artık yok olmak üzeredir.

Adil yargılanma hakkı, hâkim ve savcılar tarafından içselleştirilmemiştir.

Suçsuzluk karinesi yok edilmiş; adeta sanıklara suçsuzluklarını ispat yükümlülüğü getirilmiştir.

Sıkıyönetim mahkemelerinin ve DGM’lerin devamı olan özel görevli mahkemeler “hukuk devletinde bulunmaması gereken mahkemeler” olarak nitelendirilerek tasfiye sürecine sokulmuş, ancak görülmemiş bir hukuk garabeti yaratılarak bu mahkemelerin ellerindeki davaları sonuçlandırmasına izin verilmiştir. Nihayetinde, iki farklı ceza yargısı düzeninden vazgeçilmemiş, siyasi iktidarın keyfi gücünü toplumun kılcal damarlarına kadar dayatmaya devam edebilmesi amacıyla, özel görevli mahkemelerin yerine daha geniş yetkilerle donatılmış terörle mücadele mahkemeleri kurulmuştur.

Geldiğimiz noktada, Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş sayıda avukat, gazeteci, sendikacı, öğretim üyesi, subay, milletvekili, yerel yönetici, her kesimden muhalif duruş sergileyen aydın, gerekçesiz olarak tutukludur.

Yalnızca, kaçma veya delilleri karartma somut tehlikesi karşısında uygulanabilecek tutuklama tedbiri, kişi özgürlüğünün değerini anlamayan, vicdanları yaralayan şekilde keyfiliğe ve zulme dönüştürülmüştür.

Hak ve özgürlüklerin en önemli güvencesi olan avukat, yargının diğer kurucu unsurları, idareciler, kamu görevlileri ve hatta siyasi iktidar tarafından yargının önünde bir engel olarak görülmektedir.

Adil yargılanma hakkının ortadan kalktığını mahkemelerde haykıran sanık avukatları, yaptıkları savunmalar nedeniyle soruşturulmakta ve yargılanmaktadır.

Adliyelerde artık avukatları coplu, kalkanlı polisler karşılamaktadır.

Avukatlar savundukları müvekkillerin kim olduklarına, aldıkları dava türlerine göre fişlenmekte, yaptıkları savunmalar sebebiyle yargılanmaktadır.

Bugün baskıcı bir rejimin en açık işareti olan “savunmayı savunma” noktasına gelinilmiştir.

Kimi davalarda mahkemeler, “hoşlanmadıkları” savunmaları yapan avukatları “terbiye etmeye” kalkışmakta, duruşmalardan yasaklamaktadır.

Çağdaş dünyada emsali olmayan gizli tanık düzenlemesi ve uygulamaları, siyasi iktidarın baskıcı gücünü dayattığı siyasi davaların sınırlarını aşmış, adliyelerin gündelik uygulaması haline gelmeye başlamıştır.

Soruşturma evresinde dosyaların gerekçesiz kısıtlama kararlarıyla avukatlardan gizlenmesi olağan uygulama haline gelmiştir.

Yargıtay, Avukatlık Kanunu’nun açık hükmünü görmezden gelerek, vekaletname ibraz etmeyen avukatların Yargıtay’da dosya inceleyemeyeceğine gerekçesiz ve keyfi bir şekilde karar verebilmiştir.

Savunma, sistemin dışına itilmeye yok edilmeye çalışılmaktadır.

Düşünme ve düşünceyi açıklama özgürlüğü askıya alınmıştır.

Siyasi iktidara muhalif gazeteciler, terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklanmış, işsiz kalma veya tutuklanma korkusuyla susturulmuştur. Gazete ve televizyonlar iktidar baskısı karşısında oto sansür uygulamak zorunda bırakılmıştır. Böylece toplum, düşünebilmek için zorunlu olan çok yönlü bilgi kaynaklarından mahrum edilmiştir.

Özel hayatın gizliliği kalmamıştır. Telefonların dinlendiği, iletişimin denetlendiği düşüncesi haklı bir endişe olarak topluma hakim kılınmıştır.

Siyasi iktidara muhalif düşünceleri açıklamak hak olmaktan çıkmış, kahramanlığa dönüşmüştür.

Bırakınız demokratik yolla meydanlarda gösteri yapanları, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını veya 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlamak isteyenler dahi boğazlarından içeri sıkılan gazlarla, tazyikli sularla, coplarla cezalandırılmıştır.

Özgür bir toplumda olağan ve hatta zorunlu olan sosyal ilişkiler, siyasi iktidara karşı demokratik yollarla açıklanan muhalif düşünceler, demokrasinin vazgeçilmezi olan toplantı ve gösteriler, yargı tarafından yasa dışı örgüt kuruculuğu ve üyeliği olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Çoğulcu ve katılımcı bir demokraside tartışılması bile düşünülemeyecek “kuvvetler birliği” hevesi, en üst seviyede dile getirilmiş, anayasa değişikliği önerisi olarak TBMM gündemine getirilmiştir.
Yargı, siyasi iktidarın en önemli güç kaynaklarından biri, adeta yol açma makinesi olarak görülmeye başlanmıştır. Böyle bir anlayış elbette adalet arayan, söz söyleyen gerçeğin bulunmasını isteyen avukatları bir numaralı hedef haline getirmiştir.

Demokrasinin en büyük düşmanı olan askeri darbeler sebebiyle “sabıkalı” olan ordu, doğruyu yanlıştan, gerçeği senaryodan ayırma imkanı ortadan kaldırılmış soruşturma ve kovuşturmalarla topyekun hedef haline getirilmiş; terör örgütü yöneticilerinin gizli tanıklıklarıyla ve sahteliği sabit olmuş dijital verilerle, yüzlerce subayın tutuklanması hukuk ve demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir.

Terör örgütü üyesi veya destekçisi iddiasıyla, dünyada en çok gazetecinin, öğrencinin, avukatın, sendikacının ve bilim adamının tutuklanıp, zindana atıldığı ülkemizde hiç kimsenin hukuki güvencesi kalmamıştır.

Başta siyasi hoşgörüsüzlük ve kadını ikinci sınıf gören zihniyetin gelişimi toplumda şiddeti körüklemiş, bunun sonucunda kadına karşı şiddet görülmemiş oranda artış göstermiştir.

12 Eylül 2010 referandumundan sonra oluşturulan HSYK eliyle yargı topyekun şekillendirilmiş, cezada, hukukta ve idari yargıda, belirgin şekilde, insan hakları ve çevre hakkı aleyhine ve siyasi iktidarı ve sermaye gücünü elinde tutanlar lehine içtihat değişiklikleri oluşmaya başlamıştır.

Yeni HSYK döneminde yapılan atamalarla yüksek yargıda kadın hakim oranı yüzde 35’lerden yüzde 3’lere düşürülmüştür.

Yeni Danıştay’ın içtihatlarıyla baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını ihlal eden idari eylem ve işlemlere karşı dava açma hakkı Kanun’un açık hükmüne rağmen elimizden alınmış, siyasi iktidara keyfi bir şekilde hareket edebileceği dikensiz bir gül bahçesi armağan edilmiştir.

Arabuluculuk Kanunu ve iş uyuşmazlıklarında getirilmek istenen hakem heyetleri, hakimsiz ve avukatsız, idare eliyle yürütülen göstermelik bir yargının oluşturulma çabasının en belirgin örnekleridir.

Sayın Divan Başkanı, Değerli Delegeler,

Ülkemizin ve mesleğimizin içinde bulunduğu genel durumu ana başlıklarla ortaya koyduktan sonra, Genel Kurulumuz bize hizmet etme yetkisini verdiği takdirde yapmayı taahhüt ettiklerimizden kısa başlıklar halinde söz etmekte fayda görüyorum. Bu projelerimizin tamamı, mesleki faaliyetlerim, konferanslarım ve son dönemde seçim çalışmaları sebebiyle karış karış gezdiğim ülkemizde bir araya geldiğim çok değerli baro başkanlarımızın, sayın delegelerin ve meslektaşlarımızın katkılarıyla şekillendirilmiştir.

Türkiye Barolar Birliği Meclisi

Türkiye Barolar Birliği Meclisi oluşturularak, barolarımızla sürekli ve doğrudan bir köprü kurulacaktır. Mecliste her baro, baro başkanının yanında, TBB delegeleri arasından her ilin barosu tarafından belirlenecek belli sayıda/oranda üyeyle temsil edilecektir. Türkiye Barolar Birliği Meclisi düzenli aralıklarla toplanacaktır. Türkiye Barolar Birliği'nin mesleğe ve ülkeye ilişkin konulardaki eylem ve işlemleri, Mecliste yapılan tartışmalara göre belirlenecektir.

Ücret Tahkim Kurulu
Avukat-müvekkil arasında yaşanan vekalet ücreti anlaşmazlıklarının asgariye indirilebilmesi ve mahkemeye gitmeksizin taraflar arasında çözümlenebilmesi amacıyla Türkiye Barolar Birliği bünyesinde "Ücret Tahkim Kurulu" oluşturularak, bu birimin barolarla sıkı işbirliği içinde faaliyet göstermesi sağlanacaktır.

Avukat Hakları Merkezi

Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulacak Avukat Hakları Merkezi ile Türkiye çapında meslektaşlarımızın karşılaştığı mesleğe ilişkin hak ihlallerinde ve saldırılarda ilgili baronun yanında konuya müdahil olunacak, meslektaşlarımıza mümkün olan en güçlü destek verilecektir.

CMK Üst Kurulu

Türkiye Barolar Birliği bünyesinde faaliyet göstermesi gereken ve baroların temsilcilerinden oluşan CMK Üst Kurulunun en kısa zamanda etkin ve verimli çalışması sağlanarak, ceza yargılamasında yaşanan usul ve savunma hakkı ihlalleri ile avukat bağımsızlığı ve savunma görevinin gereklerine aykırı olarak CMK avukatlarının ücret ve masraflarının savcılık tarafından ödenmesi, avukatlık asgari ücret tarifesinin altında vekalet ücreti belirlenmesi gibi kangren olmuş sorunların çözümü için çaba sarf edilecektir.

İhtisas ve Çalışma Komisyonları

Türkiye Barolar Birliği bünyesinde halihazırda kurulmuş ve çalışan komisyonların çalışma alanları genişletilerek tüm barolarımızla işbirliği içerisinde daha etkin ve verimli çalışması sağlanacaktır.

Parlamentoyla İlişkiler Komisyonu

Bundan sonra kanunların çıktığını basından öğrenmek zorunda kalmayacağız. Hiçbir kanun Türkiye Barolar Birliği’nin görüşü alınmadan Meclis’ten çıkmayacaktır. Parlamentoyla İlişkiler Komisyonu marifetiyle konularında uzmanlaşmış avukatlar ve konu ile ilgili diğer uzmanların, yasama organı ile bağlantı içerisinde çalışması ve yasama sürecine doğrudan ve daha etkin katılması sağlanacaktır. Parlamentoyla gerek hükümet, gerek bütün siyasi partiler, özellikle meslektaşımız olan milletvekilleri aracılığıyla çok yakın ilişki kurulacak ve Meclis’teki kanun teklif ve tasarılarının daha hazırlanma aşamasındayken ihtiyaca göre düzenlenmesi mümkün olabilecektir.

Mevzuat İzleme Komisyonu

Var olan Mevzuat İzleme Komisyonu işler hale getirilerek, yasaların uygulanmasındaki aksaklıkların, meslektaşlardan ve barolardan gelecek bilgiler doğrultusunda düzeltilmesi için bilimsel çalışma ve takip yapılacaktır.

Meslek Kuralları Komisyonu

Birçok meslek kuralımız güncelliğini yitirmiş bulunmaktadır. Bu sebeple, meslek kurallarının güncellenmesi için çalışacak olan bu komisyon bütün barolarla istişare etmek suretiyle meslek kuralları taslağını hazırlayacak ve bu taslak Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na sunulacaktır. Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin günün koşulları göz önünde bulundurularak meslektaşlarımızın kendilerini, çalışmalarını ve meslek içi eğitimlerini ifade etmelerine imkan tanıyacak şekilde yeniden düzenlenmesi sağlanacaktır. Bu konuda baroların ve Meslek Kuralları Komisyonu başta olmak üzere ilgili tüm komisyonların çalışma ve görüşlerinden yararlanılacaktır.

İçtihat Bankası

Türkiye Barolar Birliği İçtihat Bankası kurulacaktır. Bu çalışma ile başta Anayasa Mahkemesi kararları olmak üzere, özellikle yayımlanmamış Yargıtay ve Danıştay içtihatları ile meslektaşlarımızdan gelecek emsal kararlar toplanarak, bedelsiz olarak hizmete sunulacaktır.

Barolara Kütüphane ve E-Kütüphane

Her baromuzun kütüphane sahibi olması sağlanacak ve bu kütüphane düzenli olarak güncellenecektir.

Türkiye Barolar Birliği e-kütüphanesinden meslektaşlarımızın ücretsiz olarak yararlanması ve en güncel mesleki eserlere Türkiye’nin her yerinden kolaylıkla ulaşabilmeleri sağlanacaktır.

 Havuz Sistemi

Mesleğimizin maddi ve manevi standartlarını yükseltmek, meslek onurunu korumak ve meslektaşlarımıza belirli bir yaşam standardı sağlamak amacıyla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yazılı vekalet ücretinin (müvekkil ile avukat arasında kararlaştırılan ücretin değil!) dava açılmadan baroya yatırılması kanuni düzenleme yoluyla zorunlu hale getirilerek, baro üyesi olup serbest veya SGK’lı çalışan avukatlara eşit oranda paylaştırılması için çalışma yapılacaktır. Havuzun kaynağı, avukatlık asgari ücret tarifesinde yazılı vekalet ücretinin % 10’u olacaktır. Geri kalan ücret ise ilgili avukata teslim edilecektir.

Kamu Avukatları

Kamuda çalışan avukatlar bilinçli bir şekilde ezilmekte, her geçen gün özlük hakları kısıtlanmaktadır. Yürütülen büyük proje, kamu avukatlığının kaldırılması, kamunun taraf olduğu davaların avukat olmayanlar tarafından yürütülmesi veya bir kısım avukatlık bürolarına ihale edilmesidir.

Kamuda çalışan avukatların “avukat bağımsızlığına kavuşturulmaları” başta olmak üzere, özlük haklarının iyileştirilmesi, baro keseneklerinin kurumlarınca ödenmesi, vekalet ücretlerinin tam olarak kendilerine ödenmesi gibi hepimizi ilgilendiren sorunların çözümüne yönelik yasal düzenlemeler için mücadele verilecektir.

Kamuda çalışan avukatların baro keseneklerinin kurumlar tarafından ödenmesine ilişkin yasal değişiklik yapılıncaya kadar, meslektaşlarımızın baroların korumasından bir an önce yararlanmalarını teminen, baro genel kurulları, kamuda çalışan avukatların yıllık keseneklerini, kayıt ve nakil ücretlerini asgari hadden belirlemelidir.

Bağlı Çalışan Avukatlar

Bağlı çalışan avukatların önemli bir kısmı, avukatlık mesleğinin itibarını zorlayan koşullarda çalışmaya mecbur edilmişlerdir. Bağlı çalışma modeli yerine, Türk vatandaşı avukatların kurduğu avukatlık ortaklıklarını özendiren düzenlemeler yapılmalı ve çalışan her avukatın bu ortaklıklara ortak olmasının önü açılmalıdır. Önerdiğimiz havuz sistemi ve uzmanlaşmayı teşvik eden tanıtım imkanlarının sağlanması, pek çoğu bağlı çalışan genç meslektaşlarımızın menfaatlerini koruyan düzenlemelerdir.

Engelli Avukatlar

Engelleri fark etmek ve kaldırmak uygarlığın gereğidir. Bu bağlamda, Türkiye Barolar Birliğinde engelli avukatlara yönelik ayrı bir birim oluşturularak, engellilere karşı uygulanan ayrımcılık başta olmak üzere, engelli avukatların mesleki faaliyetleri kapsamında cezaevlerinde ve adliyelerde yaşadıkları sorunların çözümü ile Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin etken şekilde hayata geçirilmesi ve engellilere ilişkin yasa çalışmalarına aktif katkı sağlanacaktır.

Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu

“Sosyal yardım, sosyal güvenlik ve dayanışma” uygulamaları ile avukatların sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak amacı ile Avukatlık Kanunu’nun 27/a maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulmuş olan Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu’nun (SYDF) meslektaşlarımıza amaç, işlev, hizmetler olarak her avukata kapsamlı şekilde tanıtılması sağlanarak her avukata hizmet kolaylığı açısından SYDF kartı verilecektir.

SYDF Yönetmeliğinde yapılacak çalışmalarla yaşlılık, hastalık, maluliyet sebebiyle mesleğini icra edemeyen meslektaşlarımıza ihtiyacı karşılayacak düzeyde yardım yapılması sağlanacaktır.

Baro kartın tanıtılmasına yönelik hizmet veren Barolar Birliği Çağrı Merkezi, bundan böyle, SYDF konusunda da bilgilendirme yapmak üzere personel ve donanıma kavuşturulacaktır.

Özellikle ayakta tedavi yardımında olduğu gibi SYDF Yönetmeliği ile SYDF Yönergesi arasındaki çelişkiler giderilerek, Tedavi Hizmetleri Yönetmeliğine uyumlu hale getirilecektir.

TÜRAVAK

TÜRAVAK yeniden yapılandırılacak, mevcut anlaşmalar iyileştirilecek, böylece avukatlara özel emeklilik sigortası hizmeti verilmesi için gerekli çalışmalara derhal başlanacaktır.

TÜRAVAK’ın avukatlara uygun koşullarda kredi vermesi için gereken yasal ve mali alt yapının kurulması çalışmaları profesyonel bir ekip nezaretinde başlatılacaktır.

TÜRAVAK’ın meslektaşlarımızın çocuklarına burs vermesinin sağlanması için gereken mali ve hukuki koşulların oluşturulması amacıyla çalışmalara derhal başlanacaktır.

TÜRAVAK Sigorta Aracılık Hizmeti İktisadi İşletmesince üretilen her tür sigorta poliçesinin avukatlar için emsali olan diğer tüm poliçelerden daha düşük primle bağıtlanması için çalışma yapılacaktır.

SYDF kapsamında ve yönetmelikle belirlenecek şartlar çerçevesinde meslektaşlarımıza emekli aylığı benzeri bir ödeme yapılabilmesini teminen gerekli çalışmalar derhal başlatılacaktır. 

Anlaşmalı Kurumlar

Meslektaşlarımızın ihtiyaç halinde yararlanabilmelerini teminen Türkiye çapında bakım ve huzurevleri ile anlaşmalar yapılacaktır.

Meslektaşlarımızın ve yakınlarının yararlanabilmeleri amacıyla, bankalar, havayolları, otobüs şirketleri, araç kiralama şirketleri, oteller, kreşler, alışveriş ve hizmet sektörü temsilcileriyle yapılacak anlaşmalar sonucu uygun ve avantajlı şartlar sağlanacaktır.

Avukatlık Stajı

Avukatlık stajına ve staj sonunda avukatlığa giriş mutlaka sınavla olmalıdır. Bu konunun uzun uzun tartışılmasına artık gerek yoktur; bütün barolar iki aşamalı sınav konusunda aynı görüştedir.

Türkiye Barolar Birliği, baroların vasisi değil, çatı örgütüdür. Barolar da Türkiye Barolar Birliği’nin şubeleri değil, kurucu unsurudur. Öyleyse baroların gücü azaltılmamalı, tam aksine güçlenmesi sağlanmalıdır. Bu sebeple, avukatlık stajı, merkezileştirilmemeli, ancak merkezden desteklenmelidir.

Staj eğitiminin asgari standartlarını oluşturmak ve bu standartların altına düşmemesini sağlamak amacıyla, baroların temsilcilerinden oluşan bir Staj Eğitimi Koordinasyon Kurulu oluşturulacaktır. Bu kurul, asgari müfredatı belirleyecek, eğitim materyallerini temin edecek ve tüm barolara ihtiyaç sayısı kadar gönderilmesini sağlayacaktır. Ayrıca baroların staj eğitmenlerine, Türkiye Barolar Birliği tarafından başta eğitici eğitimi olmak üzere gereken tüm eğitimler verilecek, bu sayede staj eğitiminin belirlenen standartın altına düşmesi engellenecektir. Talep eden barolara, Türkiye Barolar Birliği tarafından eğitici desteği de sağlanacaktır.

Baroların talebi halinde stajyer avukatlar bir hafta veya on günlük sürelerle Ankara’da misafir edilerek, meslek ustalarının kendilerine başta meslek kuralları konusunda olmak üzere seminerler vermesi, tecrübelerini aktarması temin edilecektir. Stajyer meslektaşlarımızın bu süre içinde tiyatro, opera, bale, klasik müzik konseri ve müze ziyaretleri gibi kültürel ve sosyal etkinliklere katılması sağlanacaktır.

Hukuk Fakülteleri

Ülkemizde hukuk fakültelerinin sayısı son yıllarda kontrolsüz şekilde artmış ve artmaya da devam etmektedir. Bu fakültelerin çoğunun maalesef yeterli öğretim üyesi ve bilimsel alt yapısı bulunmamaktadır. Avukatlık stajına giriş sınavı ve avukatlık sınavı, yeterli eğitim - öğretim vermeyen hukuk fakültelerinin üniversite adaylarınca tercih edilmeyecek olması nedeniyle önemli bir düzelme sağlayacaktır. Ancak bu yeterli değildir. Hukuk fakültelerinin sorunu, yalnızca bilimsel açıdan yetersiz eğitim öğretim değildir. Hukuk fakültesi öğrencileri, genellikle, uygulamadan kopuk yetişmektedir.

Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği’nin Yükseköğretim Kurulu nezdinde etkili olması sağlanmalı, hatta kanun değişikliği yoluyla bu etkinlik arttırılmalıdır. Öte yandan illerdeki vakıf üniversitelerinin mütevelli heyetlerinde, ilgili vakıflarla görüşmeler sonucunda, o ilin baro temsilcisine yer verilmesi sağlanmalıdır. Buna bağlı olarak, Türkiye Barolar Birliği; işbirliği yapan hukuk fakülteleriyle yakın ilişki kuracak, müfredatın şekillenmesine ve öğretim kadrosunun niteliklerinin belirlenmesine katkı sunacaktır.

Genç Avukatlara Destek ve Yurt Dışı Değişim Programları

Ülkemizin ve mesleğimizin geleceğinin teminatı genç avukatların dünyaya açılmalarını desteklemek için mesleki yabancı dil programları yanında, yabancı barolarla işbirliği imkanları geliştirilerek yurt dışı değişim programları uygulanacaktır.

Avukat Stajyerlerine Burs Verilmesi

Staj sırasında Türkiye Barolar Birliği tarafından verilen kredinin geri ödenmesi mesleğe yeni başlamış meslektaşlarımız açısından önemli bir külfet olmaktadır. Bu sebeple “kredi” yerine belirli şartlarla geri ödemesiz “burs” uygulamasına geçilmesi için gerekli çalışmalar başlatılacaktır.

Meslek Alanımızın Genişletilmesi ve Meslektaşlarımızın Korunması

Meslek alanımıza yönelik tecavüzlere karşı örgütlü bir şekilde direnmek zorundayız.

Susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz.

Meslek alanımızın ve meslektaşlarımızın korunması için;

Belirli miktarı aşan satım ve kira sözleşmelerinin avukatlar tarafından hazırlanması zorunluluğu getirilmesine,

Yargı merciilerince avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktarın altında avukatlık ücretine hiçbir gerekçe ile hükmedilmemesine,

Yargı merciince hükmolunan avukatlık ücretinin iş sahibine veya üçüncü kişilere kısmen dahi devrini öngören sözleşmelerin geçersizliğine,

Adliye binalarında, adliye otoparklarında ve bahçelerinde avukatların hakim ve savcılarla eşit haklara sahip olmasına,

Haciz ve icra mahallerinde avukata karşı işlenen suçların hakime karşı işlenmiş suçlar kapsamına alınmasına,

Avukatın soruşturma ve kovuşturmasının Türkiye Barolar Birliği’nde kurulacak özel komisyon kararına bağlı olmasına,

Avukata görevini icra ederken yardımcı olmayan kişilerin görevi kötüye kullanma suçundan sorumlu tutulmasına ilişkin hazırlamış olduğumuz taslakların kanunlaşması için gereken çaba gösterilecektir.
 
Meslek İçi Eğitim

Meslektaşlarımızın yasal değişiklikler, uygulamalar, yüksek mahkeme kararları ve bilimsel doktrin konusunda bilgilendirilmesi düzenli olarak sağlanacak, bu konuda barolara her türlü destek verilecektir. Reklam Yasağı Yönetmeliğinin açıkladığımız şekilde değiştirilmesi ve meslektaşlarımızın meslek içi eğitimler ile kendilerini geliştirdikleri alanları açıklamalarına imkan tanınması ise meslek içi eğitimi teşvik edici olacaktır
 
Barolarda CMK Eğitimi Verilmesi

Vatandaşlarımızın ceza yargılamasındaki güvencesi olan CMK avukatlarının barolar nezdinde yapılacak eğitimlerine özel önem verilecek ve barolarımıza bu konuda eğitimci dahil ihtiyaç duydukları her türlü destek sağlanacaktır.

Yeşil Pasaport

Hakim ve savcılarla birlikte yargının asli kurucu unsuru olarak avukatların da aynı şartlarla yeşil pasaport sahibi olmaları hususu ısrarla takip edilecektir.
 
Türkiye Barolar Birliği Binası İçerisinde Barolara Çalışma Ofisleri Açılması

Türkiye Barolar Birliği binası sadece bir protokol ve bürokrasi merkezi olamaz. Burası bütün baro başkanlarının, yöneticilerinin ve tüm TBB delegelerinin Ankara’ya geldiklerinde çalışacakları, resmi görüşmelerini yapacakları, araştırmalarda bulunabilecekleri canlı, yaşayan, dinamik bir merkeze dönüştürülecektir.

Kadın ve Çocuk Hakları

Kadın ve çocuk haklarının korunmasında ve geliştirilmesinde, Türkiye Barolar Birliği’nin ve tüm baroların birikimlerinden azami ölçüde yararlanılarak, bu hakların uygulamada da hayata geçirilmesi için mücadele edilecektir. Azimle çalışıldığında fark yaratılabileceğini Ankara Barosu’ndaki hizmetlerimizle gösterdik. İddia ediyoruz; 79 baro kol kola girdiğinde Türkiye’yi değiştirebiliriz.
 
Değerli Meslektaşlarım,

Mesleğimize, ülkemize ve çocuklarımıza karşı sorumluyuz.

Mesleğimizi ülkemizden, ülkemizi mesleğimizden ayrı düşünemeyiz.

Mesleğimize yönelik saldırılara, mesleğimizin itibarsızlaştırılması çalışmalarına, meslektaşlarımızın içine düşürüldüğü başa çıkılması her geçen gün güçleşen ekonomik zorluklara, meslek alanımızın giderek daraltılmasına karşı birlikte mücadele etmeliyiz.

Gündemdeki Anayasa değişikliği yoluyla dayatılacak kuvvetler birliğine yani başkancı sisteme, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü hedef alan girişimlere ve her türlü ayrımcılığa karşı omuz omuza direnmeliyiz. Çözüm, 79 baronun, 80 bin avukatın örgütlü gücünün harekete geçirilmesidir.

Bunun için mücadelemiz toplumsal tabana yayılmalıdır. Toplumdaki her birey, avukatın hakkının ihlal edildiği yerde aslında kendi hakkının ihlal edildiğini, avukatın kürsüden azarlanmaya teşebbüs edildiği her yerde kendisinin ezildiğini, hakim ve savcının ön kapıdan, avukatın arka kapıdan sokulduğu her yerde kendisinin arka kapıya layık görüldüğünü bilmelidir.

Biz burada kavga etmekten söz etmiyoruz, dik durmaktan, onurumuzla mücadele etmekten söz ediyoruz. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten, hiç kimseden korkmadan, çekinmeden, doğru bildiğimizi söylemekten söz ediyoruz.

Bizi vurabilirler.

Bizi kırabilirler.

Ama asla bizi bükemezler.

Biz avukatız; ırksal, mezhepsel veya diğer her türlü ayrımcılığa karşıyız. Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de hangi insan hakkı için mücadele ediyorsak, Şırnak’ta da, Hakkâri’de de aynı insan hakkıiçin mücadele ederiz. 

Haksızlığın kimden geldiğine, haksızlığa kimin uğradığına bakarak pozisyon almayız; her haksızlığa karşı mazlumun yanında durmayı görev biliriz.

Günlük siyasetin üzerinde, hukukun üstünlüğü siyaseti yaparız.

Üstünlerin hukuku karşısında, hukukun üstünlüğünü savunuruz.

Biz avukatız; haksızlığa karşı göğsümüzü siper etmeyi namus borcu sayarız.

Toplumsal barış ve kardeşlik isteriz. Yüce Atatürk’ün izinden gider; yurtta barış, dünyada barış deriz.

Barışın yolunun demokrasi ve hukuk devletinden geçtiğini, adaletin ise ülkenin temeli olduğunu bilir ve herkese anlatırız. Biz, ülkemizi sımsıkı kucaklar, bölücülere geçit vermeyiz.

Biz avukatız; bu ülkenin bütün yurttaşlarını, anamız, babamız, evladımız, kardeşimiz biliriz.

Biz bir memleket isteriz.
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Biz bir memleket isteriz;
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Biz bir memleket isteriz
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Biz bir memleket isteriz
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet, ölümden olsun.

Sayın Genel Kurula ve tüm meslektaşlarıma buradan selam olsun.

Avukat Metin FEYZİOĞLU
Türkiye Barolar Birliği Başkan Adayı

 

AVUKAT METİN FEYZİOĞLU TBB ADAY LİSTESİNİ AÇIKLADI

 

AVUKAT METİN FEYZİOĞLU TBB ADAY LİSTESİNİ İNDİRMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

AVUKAT METİN FEYZİOĞLU TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ADAY LİSTESİ

 

ADANA, GAZİANTEP VE MERSİN BAROLARINDAN FEYZİOĞLU'NU DESTEKLEME KARARI

ADANA, GAZİANTEP VE MERSİN BAROLARINDAN FEYZİOĞLU'NU DESTEKLEME KARARI

Adana Baro Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık, Başkan Yardımcısı Avukat Murat Loğoğlu ve Türkiye Barolar Birliği Adana Delegeleri Avukat Yurdagül Gündoğan ve Avukat Yasemin Tanır ile Gaziantep Barosu Başkanı Avukat Ali Elibol, Mersin Barosu Başkanı Av. Alpay Antmen ve Türkiye Barolar Birliği Gaziantep Delegesi Haşim Mısır, Mersin Barosu'nun ev sahipliğinde biraraya geldiler.

25-26 Mayıs 2013 tarihlerinde yapılacak Türkiye Barolar Birliği seçimleri ile ilgili fikir alışverişinde bulunan başkan ve delegeler, seçimlerin demokratik bir ortamda daha aydınlık bir Türkiye için geleceğe katkı sunmak hedefiyle yapılmasını temenni ettiler. Baro başkanları ile delegelerin büyük çoğunluğu; seçimlerde Türkiye Barolar Birliği Başkan Adayı Avukat Metin Feyzioğlu'nu destekleme kararı aldılar. Başkanlar, bölge barolarının işbirliğinin artarak süreceği konusunda da fikir birliğine vardılar.

 

ÇORUM ZİYARETİ

Gaziantep Barosu Başkanı Av. Ali Elibol, Çankırı Barosu Başkanı Av. Erkan Köroğlu, Çankırı Barosu TBB delegeleri Av. Dilaver Erdoğan, Av. Mustafa Karagülle ve Çorum Barosu TBB Delegesi Av. Altan Akpınar ile birlikte Çorum'dayız... (18.05.2013)

 

 

TOKAT BAROSU'NA ZİYARET

 

SAMSUN BAROSU'NA ZİYARET

Samsun Barosu Başkanı Avukat Necat Anıl, Gaziantep Barosu Başkanı Avukat Ali Elibol, Samsun Barosu TBB Delegeleri Avukat Refik Moral, Avukat Alpay Sungurtekin, Avukat Metin Çınar ve Ankara Barosu TBB Delegesi Avukat Uğur Uzer ile birlikteyiz (18.05.2013)

 

ADANA DELEGASYONU “FEYZİOĞLU” DEDİ

Adana Barosu Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık ile Avukat Ziya Yergök, Avukat M. Hakan Önenli, Avukat Yasemin Tanır, Avukat Yurdagül Gündoğan, Avukat Berfu Salıcı Yakıt ve Avukat Kemal Olcay’dan oluşan Adana Barosu delegasyonu, Türkiye Barolar Birliği seçimlerinde başkan adayı olarak Avukat Metin Feyzioğlu’nu desteklediklerini ilan ettiler. Adana Barosu Delegasyonu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"ADANA Barosu TBB Delegeleri, Baro Başkanımız Av. Mengücek Gazi ÇITIRIK, Av. Ziya YERGÖK, Av. M. Hakan ÖNENLİ, Av. Yasemin TANIR, Av. Yurdagül GÜNDOĞAN, Av. Berfu Salıcı YAKIT ve Av. Kemal OLCAY bugün (20.05.2013) başkanlık odasında bir araya gelerek 25-26 Mayıs 2013 tarihlerinde yapılacak olan Türkiye Barolar Birliği (TBB) 32. Olağan Genel Kurulu öncesinde seçimlere dair durum değerlendirmesinde bulundular. 
Avukatlık mesleğinin sorunlarının her geçen gün daha da arttığı, savunmanın şekli bir unsur olarak görülüp, yok sayıldığı, yeni Avukatlık Yasasının mesleki kazanımları koruyacak bir şekilde yasalaşamadığı, yabancı avukatlık şirketlerinin ülkemizde danışmanlık dışında dava ve takip işlerini yürütebilmesinin yasal hazırlıklarının yapıldığı, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla yüksek yargının da siyasi iktidarın vesayeti altına girdiği, yargının; siyasi iktidar mücadelesinin aracı haline gelip, topluma mesajın yargı üzerinden verilmeye çalışıldığı, toplumun; etnik köken, mezhep, bizden olan, olmayan şeklinde kutuplaştırıldığı, Türk usulü ‘başkancı’ sisteme geçilebilmesi için yeni anayasa çalışmalarının yürütüldüğü, toplumsal huzur ve iç barışın sağlanamadığı bir dönemde TBB Başkanlık ve diğer organlarının seçimi yapılacaktır.

Toplantıya katılan Baro Başkanımız ve TBB Delegeleri aşağıda belirtilen nedenlerle Sayın FEYZİOĞLU’na destek vermektedirler. Böylesi bir dönemde söylemleriyle ve bu söylemleriyle tutarlılık gösteren eylemleri, dinamizmi ve çalışkanlığıyla ön plana çıkan, ‘ayrıştıran değil, birleştiren’ ve her türlü ayrımcılığı reddeden, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini benimsemiş, 80.000 avukatın ve 79 baronun örgütlü gücünü harekete geçirme çabasında olan Avukat Profesör Doktor Sayın Metin FEYZİOĞLU’na adaylık sürecinin başlangıncından bu yana vermiş olduğumuz oy ve gönül desteğini, 26 Mayıs 2013 Pazar günü yapılacak seçimlerde de sandıkta gösterme kararlılığındayız. Bu hususu delege meslektaşlarımız başta olmak üzere tüm meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla bildiririz."

 

 

 

KARAMAN BAROSU'NA ZİYARET

Karaman Barosu Başkanı Avukat Bayram Ali Bulut, TBB Delegeleri Avukat Mehmet Ayçiçek, Avukat Nevzat Koyuncu ve Karaman Barosu'ndan çok kıymetli meslektaşlarımla birlikteyiz. (13.05.2013)

 

NİĞDE BAROSU'NA ZİYARET

Niğde Barosu Başkanı Avukat Hüseyin Demirbilek, TBB Delegeleri Avukat Ersin Dokuz, Avukat Kenan Can ve Niğde Barosu'ndan çok kıymetli meslektaşlarımla birlikteyiz (13.05.2013)

 

NEVŞEHİR BAROSU'NA ZİYARET

Nevşehir Barosu Başkanı Avukat Fahri Korucu, TBB Delegeleri Avukat Ramazan Küçük, Avukat Fahri Akbaş ve Baro yönetiminden çok kıymetli meslektaşlarımla birlikteyiz (13.05.2013)

 

İSTANBUL BAROSU DELEGELERİYLE BULUŞMA

Ankara Barosu Başkanı Avukat Metin Feyzioğlu İstanbul Barosu delegeleriyle bugün 11 Mayıs 2013 günü Orhan Adli Apaydın toplantı salonunda toplantı yaptı.

Toplantı talebimizi kabul ederek, bu imkanı yaratan İstanbul Barosu Yönetimine; toplantıya gelen, görüşlerini, eleştirilerini ve desteklerini açıklayan Sayın Delegelere en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

İstanbul olmadan Ankara; Ankara olmadan İstanbul; Ankara ve İstanbul olmadan Türkiye Barolar Birliği eksik kalır. 

Birlikte başaracağız. Söz veriyorum!

Av. Metin Feyzioğlu

 

İnandığı şeyi yapan insanın enerjisi asla tükenmez. Yolumuza heyecanla devam ediyoruz.

 

Yozgat Barosu'na Ziyaret

Yozgat Barosu önceki başkanlarından TBB Delegesi Avukat Ruhi Bacanlı'yla birlikteyiz...

 

Yozgat Barosu'na Ziyaret

Yozgat Barosu Başkanı Avukat Hacı İbiş, TBB delegeleri Avukat Seyid Mehmet Ekinci ve Avukat Ruhi Bacanlı ile birlikteyiz...

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 2